Başta iş hayatı olmak üzere hayatımızın tüm alanlarında doğru olduğuna inandığımız çoğu şeyin zaman geçtikçe yanlış olduğunu görüyoruz. Ya da hayat bize yanlış olduğunu da gösteriyor diyebiliriz.

Linkedin Grubumuza Katılın, Güncellemeleri Takipte Kalın : https://www.linkedin.com/groups/12250481/

Peki sıkıntı nerede? Doğru olduğuna inandığımız şeylerin yanlış olduğunu o an nasıl göremiyoruz?

Bana göre sıkıntı “doğru soruları soramamamızdan kaynaklanıyor”. Soruyu yanlış sorduğumuzda da cevap doğru olsa bile sürecin sonunda yanlış noktaya ulaşıyoruz.

Bu konuyu Ahmet Durul hocamdan dinlediğim bir hikaye ile anlatmak istiyorum; (Örnekte ayakkabıcıyı kendimiz olarak düşünelim)

Ayakkabıcı: Bu sene daha fazla ayakkabı satmak istiyorum.

Soru : Nasıl satabilirim?

Cevap : blablablabla….

Peki hiç düşündünüz mü, ayakkabıcı neden daha fazla satış yapmak istiyor olabilir?

Bunu genelde ayakkabıcı (yani biz) da kendine sormuyor..

Gelin şimdi nedenleri sorgulayarak sorularımızı soralım;

Ayakkabıcı: Bu sene daha fazla ayakkabı satmak istiyorum.

Soru: Neden daha fazla satış yapmalıyım?

Ayakkabıcı: Daha fazla kar etmek için.

Soru: Neden daha fazla kar etmeliyim?

Ayakkabıcı: Daha iyi bir hayata sahip olmak için.

Soru: Neden daha iyi bir hayata sahip olmalıyım?

Ayakkabıcı: Şu anki hayatımdan mutlu değilim.

 

Dilerseniz soruları daha da uzatabilirsiniz, ancak şu anki durumdan devam edersek, ayakkabıcının asıl sorunu “hayatından mutlu olmaması” . Ve belki de bunun çözümü “ayakkabı dükkanını kapatıp, küçük bir köye yerleşmesi”

Eğer ilk sorumuz “nasıl daha fazla satabilirim” üzerinden ilerleseydik, seneye belki daha fazla ayakkabı satılacaktı ama ayakkabıcı halen mutsuz olacaktı.

Sonuç olarak okul hayatımız boyunca bize hep “doğru cevabı bulmak” öğretilmiş olsa da asıl maharetin “doğru soruyu sormakta” olduğunu düşünüyorum. Bu durum bize hiç öğretilmediği için zorlansak da hayatımızın her alanında cevaptan çok soruya önem vermeliyiz.